A1 Capital’in raporunda, ABD Başkanı Trump’ın bir yıl önce “Önce Amerika” gündemiyle göreve geldiğinde, birçok kişinin Çin’in durgun ekonomisi için sorun gördüğü, ancak Pekin diğer ticaret ortaklarıyla soğuk ilişkilerini yumuşatarak rekor bir ticaret fazlası elde ettiği vurgulandı. Trump’ın politikalarının, ABD’nin geleneksel müttefikleriyle ilişkilerini gerginleştirirken, Çin de Kanada ve Hindistan dahil olmak üzere kilit ortaklarıyla bağlarını geliştirmeye odaklandığı belirtilirken şu bilgiler verildi:
“20 trilyon dolarlık ekonomisi ve 45 trilyon dolarlık hisse senedi ve tahvil piyasalarıyla desteklenen Çin birçok ülke için “istikrarlı bir ortak” olarak ortaya çıkıyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın, son zamanlarda gerginleşen iş ilişkilerini yeniden canlandırmak umuduyla dün Çin’e iniş yapmasıyla birlikte , Pekin’in küresel siyasi ve ekonomik etkisini daha da genişletmesi beklenmekte. Daha önce Çin’e dostane yaklaşmayan birçok ülke şimdi Çin’e yöneliyor, çünkü Amerika Birleşik Devletleri çok daha tahmin edilemez hale geliyor ve de ABD ile anlaşmak ne kadar zorlaşırsa, Çin’e o kadar çok açılıyor denmekte. Ancak Çin, ABD’den kaynaklanan riskleri azaltmak için yeni ticaret anlaşmaları arayan tek ülke değil. Hindistan ve Avrupa Birliği, dün uzun zamandır geciken bir ticaret anlaşmasına vardılar. AB’nin açıklamasına göre, anlaşmanın, ticareti yapılan malların değer bazında yüzde 96,6’sında gümrük vergilerini ortadan kaldırarak veya azaltarak, 2032 yılına kadar AB’nin Hindistan’a ihracatını ikiye katlaması ve Avrupalı şirketler için 4 milyar euro (4,75 milyar dolar) gümrük vergisi tasarrufu sağlaması bekleniyor. Hindistan Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, AB, yedi yıl içinde Hindistan’dan ithal edilen malların yüzde 99,5’ine uygulanan gümrük vergilerini düşürecek; Hint denizcilik ürünleri, deri ve tekstil ürünleri, kimyasallar, kauçuk, baz metaller ile değerli taşlar ve mücevherat üzerindeki gümrük vergileri ise sıfıra indirilecek.
Doların düşüşü, yatırımcıların ABD ekonomisinin gücü hakkındaki endişelerini yansıtırken ve ithalat maliyetlerindeki artış nedeniyle enflasyon baskısına yol açabilecekken, bazı işletmelere de fayda sağlayabilir. Daha zayıf bir dolar, çok uluslu şirketlerin yabancı karlarını dolara çevirmesini daha ucuz hale getirirken, aynı zamanda ABD ihracatçılarının ürünlerinin rekabet gücünü de artırır. ABD dolarının zayıflaması, dolar cinsinden borçları olan yabancı ülkeler ve şirketler için de yükü hafifletir, çünkü borçlarını ödemek için daha az yerel para birimine ihtiyaç duyarlar.
Yatırımcıların odağı, FED’in politika kararına çevrilecek; merkez bankasının, yatırımcıların ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell’ın Mart ve Nisan aylarındaki son toplantılarından sonra da devam edeceğini düşündüğü bir duraklama kararı alması bekleniyor.
